Ruhumuzu Doyuran Şiirler

2 gün öncesi:
-Hadi arkadaşlar, çok az günümüz kaldı ama daha yapacak iş çok.

Son görev dağılımlarımızı yapalım o halde. Sunucu arkadaşlar siz hazırsınız sanırım. Program günü
gündüzden gidip salonu hazır edelim. Program öncesi son saate bırakmayalım.

Programın başlamasına 30 dakika kala:

Macbook ve projektör bağlantısı için ekstra bir kablo gerek. Şu an projektöre bağlanamıyoruz.
(Evet her programda hiçbir detayı atlamayan iki kişi bu defa çok kritik bir konuyu atlamıştık. Olacak ya
işte, stressiz bir program mı olur. Elbette çözdük problemi. )

Tamam tamam şimdi iyiyim. Halloldu ya problem. Sakinleştim.

Hazırız, haydi başlayalım artık. Vaktinde gelenleri, geç gelecek olanlar için bekletmek olmaz.

(Sunucular sahneye çıkar)

Sevgili misafirlerimiz, 7 şiir sever kadının organizasyonu ile gerçekleştirdiğimiz ilk şiir gecemize
hoş geldiniz.

Evet aynen böyle başlamıştı o gün programımız. Güzel bir sahne, mumlar, sahne ışıkları, ve salon dolusu
şiir seven kadın. Tüm stresimiz ilk gelen alkışlarla yerini ayrı bir heyecana bırakmıştı. Sonra tek tek
sahneye davet edildi şiir okuyacak olan kıymetli isimler. Seçtikleri şiirler ise ne harika şairlerin
kaleminden çıkmıştı. Didem Madak, Cemal Safi, Nurullah Genç, Ümit Yaşar Oğuzcan, Kalender Yıldız,
Aşık Sıtkı Eminoğlu, Aydın Gün, Beyruha ve Cizlavet yazarlarından Farzımuhal. Fon müzikleri eşliğinde
hepimiz her şiirle bambaşka diyarlara gittik geldik. Programımıza canlı yayın ile bağlanan ve bize Telli
Kavak şiirini seslendiren İlker Bey, ve eşiyle birlikte şiir düeti yapan Kemal Bey de dinleyicilerimize tam
bir sürpriz oldu. Program boyu sunucularımızın uyumu, geçişlere kattıkları dörtlükler ve en son

misafirlerimiz için yapılan ikramlık kurabiyelerin içlerine iliştirilmiş kısa şiirler. Kimlerin şiirleri yoktu ki
sürpriz kurabiyelerin içinde. Nazım Hikmet, Attila İlhan, Cemal Süreya, Necip Fazıl…Artık sıra
dinleyicilerimize mikrofon uzatma zamanıydı.
Kimisi şiir gecesi yapmak benim yıllardır hayalimdi derken, kimisi de:

Size bir eleştirim var, çok duygusal bir gece oldu. Bir dahakine lütfen biraz daha az ağlayalım.” dedi ?
Kimisi ah ne kadar güzel bir geceydi, ruhumun doyduğunu hissettim derken diğeri devamını da
bekliyoruz mutlaka dedi.
Hasılı hem biz organizatörler olarak keyif aldık, hem dinleyicilerimizi gönlü hoş olarak evlerine
uğurladık. Bana da organizatörler arasında tek sahneye çıkıp şiir okumayan ama arka planda teknik işleri
yürüten kişi olarak mikrofon uzatıp en azından kurabiyeden çıkan şiirimi okumamı istediler…
Benim de o gece bahtıma bir Cemal Süreya şiiri düşmüştü…

“Kim istemez mutlu olmayı ama mutsuzluğa da var mısın?”

Biz o gece hem hüzünlendik, hem neşelendik. Hepimizin arada çok dolduğu, çıkmaz sokakta debelenip
durduğu, tutunacak bir dal aradığı zamanlar oluyor. İşte bu tür programlar eminim ki herkese bir nefes
olacaktır. Biz başladık, umarım ki farklı konseptler ile devamını da yaparız. Yaparız ki birbirimizin
hayatına iki saat de olsa bir yaşam penceresi aralarız.
Bu ay sizlerle neden bu kayda değer anımızı paylaşmak istedim biliyor musunuz? Çünkü bunca
hengamenin içinde sanatı, edebiyatı, müziği düşünen çok az kişiyiz. Başka sorumluluklarımız, başka
avuntularımız ve başka daha önemli mevzularımız var. Ama önemli olan hüznümüzü de mutsuzluğumuzu
da yorgunluklarımızı da birlikte el ele göğüslemek değil mi? O zaman yapalım böylesi güzel programlar.
İçimiz çiçek açsın, iki saat de olsa gerçek dünyadan kopup ruh dünyamızın kapılarını farklı bir ortama
açalım. İki saat sonra gerçek dünyaya döneceğiz ama diyenler de olabilir. Ne demişti Cemal Süreya:

“Kim istemez mutlu olmayı ama mutsuzluğa da var mısın?”

 

Ruhumuzu Doyuran Şiirler / Mavi

MAVİ

MAVİ

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *