Pasaportsuz Mevsimler

Ottawa’daki İzmirli Kanada kışına alıştı.

Gerçekten alıştı.

 

Artık hava durumuna bakarken eksi dereceleri görünce panik yapmıyor.

“Feels like -32” yazınca sadece kaşını kaldırıyor.

Arabanın camını kazımayı meditasyon gibi yapıyor.

Driveway’in önüne şehrin bıraktığı kar duvarını kürerken içinden hafif bir Ege türküsü mırıldanıyor.

 

Montunu kat kat giyiyor.

Termal, kazak, atkı, bere…

Bir insanın bu kadar katmanlı yaşaması mümkün müymüş, Kanada’da öğreniyor.

 

Alıştı.

 

Kar yağınca “vah” demiyor artık.

Lastik değişimini zamanında yaptırıyor.

Evden çıkmadan önce “bugün rüzgâr kaç km?” diye bakıyor.

Hatta bir gün kendini -15 derecede “bugün hava güzel” derken yakalıyor.

 

Ama sevemedi.

 

Çünkü alışmak başka bir şeymiş.

Alışmak, hayatta kalma refleksiymiş.

Sevmek ise insanın içine güneş doğmasıymış.

 

Burada kar beyaz, evet.

Hatta tertemiz, kartpostal gibi.

Ağaçların dalları kristal gibi parlıyor.

Gökyüzü masmavi ama soğuk bir mavi.

 

Ama İzmir’deki gibi değil.

 

İzmir’de kış, montu omza atıp sahilde yürümekti.

Burada kış, montun içine saklanmak.

Orada rüzgâr saçını dağıtırdı,

Burada rüzgâr yüzünü keser.

 

İzmir’de yağmur yağınca deniz kokardı.

Burada kar yağınca sessizlik kokuyor.

Her yer bembeyaz ama biraz suskun.

 

Demek ki insan her şeye alışabiliyormuş:

6 ay süren kışa,

Güneşin erken batmasına,

Botların kapının önünde dizilmesine,

Market poşetini bile eldivenle taşımaya…

 

Ama kalbin termostatı değişmiyormuş.

O hâlâ Ege ayarında kalabiliyormuş.

 

Kanada kışı bize şunu öğretti:

İnsan bulunduğu yere adapte olabiliyor.

Hayatını kuruyor, ev alıyor, çocuk büyütüyor, kar kürekliyor.

Hatta karın estetiğini takdir etmeyi bile öğreniyor.

 

Ama sevmek…

Sevmek biraz tuzlu rüzgâr istiyor.

Biraz akşamüstü güneşi.

Biraz da “üşümüyorum ama içim ısınıyor” hissi.

 

Ottawa’daki İzmirli alıştı.

Soğuğa, kara, buzlu sabahlara…

Küreğe, kat kat giyinmeye, erken kararan akşamlara.

 

Dimdik durdu.

Kışı öğrendi.

Hayatını burada kurdu.

 

Ama içindeki yaz…

O hiçbir zaman pasaport kontrolünden geçmedi.

Bavula sığmadı.

Gümrükte beyan edilmedi.

 

Çünkü bazı mevsimler taşınmaz

insanın içine yerleşir.

Ve nerede yaşarsa yaşasın,

bir İzmirli’nin kalbinde

hep denize karşı bir gün batımı olur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

MENU
MAVİZMİRİM