…Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn- cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı… ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, […]
Read More
Dünya dediğin bir dolu yalnızlık. Kendi gibi bir başına içinde tüm kalabalık. Öyle yollara pusu kurup beklemekte değil. Hepsi gülünecek kadar el ele muzdaripleriyle. Bazısı anne karnındaki bir bebek kadar yalnız. Onu hayata bağlayan ince bir kanal var, yok. Mecburen gözü tok. Biraz su, biraz kan, Çokça gürültü, daracık mekan. Ne yüzünü, ne gözünü aydınlatacak […]
Read More
Bir el uzatmak istersin dosta, Uzanmaz elin… Ve bir dost eli uzanmaz sana, Un ufak oluşunu seyredersin Gölgesine sığındığın dev gövdelerin… Yüreğin mezaristana döner, Kalbin üşür yalancı ateşlerde… Ve yanarsın soğukluklarında Sevdiklerinin… Sürersin geceyi bir merhem misali Onulmaz yaralarına… Derken, Karanlığın tam ortasında Bir lem’a belirir ufukta… Bırakırsın bütün ağırlıklarını, İki damla […]
Read More
Boş kalmış bir köşenin hissizliği gibiydi benim ki Elvedaların bir bir gidişi… Mevsimlerin artık baharı beklemeyişi gibiydi Sonu yazılmayan bir mektubun bitişi gibiydi, Ve sezişi gibiydi rüzgârın yağmuru… Toprağın güneşi sevişi gibiydi. Parça parça yarılsada içim, Elvadaların bir bir gidişi gibiydi. Bağ bozulmuş, dal kırılmış Bir bülbülün acı ötüşü gibiydi Yol yok, yâr yok, derman […]
Read More| Powered by WordPress | Theme by TheBootstrapThemes