Belirsizlikler içinde yaşayıp bir dakika sonra ne olacağını bilmeyen ama deli gibi de merak eden insan evladıyız hepimiz. Tarih boyunca bitmek bilmeyen ve zamana-mekana göre kendisini güncelleyen fallar diyarının insanları. İtiraf edin, hanginiz düşünmediniz bu işin sonu ne olacak acaba diye. Fal merakı kadınlarda daha çokmuş gibi görülse de erkekler de çok uzak kalamıyorlar. Yani […]
Read More
Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Öldür bendeki beni Sonra dirilt kendinle […]
Read More
Bir öğle yemeği arasında, şirketin bahçesinde toplandı masa sakinleri. Üzerinde çalıştıkları projenin sıcaklığı kadar olmasa da, terletici bir sıcak hakimdi bu güneşli Ottawa gününe. Bahçede oturmak nemin de etkisiyle çok konforlu değildi fakat, hepsi biliyordu ki birkaç ay sonra o çılgın kış günleri esir alacaktı şehri, ve tadını çıkarmadıkları her yaz günü için iç geçiriyor […]
Read More
Herkese merhaba… En son Korona günlüklerimi paylaşalı yaklaşık 20 gün olmuş… Şimdi diyeceksinizki yeniden uzun bi aradan sonra yazdığına göre ya işler aynı devam ediyor ve rutin olduğu için paylaşmadın, ya da hayat normale dönmeye başladı ve gezmekten vakit bulup bir şeyler yazamadın… Oyunu ikinci seçenekten yana kullananlar kazandı deyip bir teselli armağanı vermek isterdim […]
Read More
Bir el uzatmak istersin dosta, Uzanmaz elin… Ve bir dost eli uzanmaz sana, Un ufak oluşunu seyredersin Gölgesine sığındığın dev gövdelerin… Yüreğin mezaristana döner, Kalbin üşür yalancı ateşlerde… Ve yanarsın soğukluklarında Sevdiklerinin… Sürersin geceyi bir merhem misali Onulmaz yaralarına… Derken, Karanlığın tam ortasında Bir lem’a belirir ufukta… Bırakırsın bütün ağırlıklarını, İki damla […]
Read More
5 yaşına girmeye günler kalmış olan Elif’in en sevdiği ritüellerden biri de gece uykusuna dalmadan önce annesinin o akşam okuyacağı masal kitabını seçip yatağına yerleşmekti. Ritüel dediysek hakkını vermek lazım. Odasının sağ duvarında duran papatya şeklindeki pembe gece lambası açılacak, üzerinde yine pembe bir çadır bulunan yatağına uzanıp annesinin bir kolunun arasına boynunu ve omuzlarını […]
Read More
Caddedeki kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanların boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi […]
Read More
Bugün biraz yorgun uyanıyorum. Gözlerimi açtım ama kalkamıyorum. Eee yaş olmuş 50 küsur.. biraz temiz hava alsam iyi olur deyip yanıbaşımdaki kumanda ile evin cam tavanını açıyorum. Mis gibi bahar kokusu evin içine doluşuyor. Baharı içime çekerken açlık bastırıyor birden. Maviii diye sesleniyorum bizim kıza, kahvaltıyı hazırlayabilir misin diye soruyorum.. Peki diyor. Mavi kim mi? […]
Read More
Annemin yelkeni olsa açsa da gelse diyordu Candan Erçetin şarkıda. Ve aynı şarkı ”Aşrı Aşrı Memlekete Kız Vermesinler” de diyordu ama o memleketleri aşalı çok yıllar olmuştu. Şimdi beni ilgilendiren kısım annemin yelkeni olsa kısmıydı. Benim annemin bir yelkenlisi yoktu. Hatta yüzme de bilmezdi. Hoş bende 32 yaşımda su korkumu ”yeter bee” deyip yenmiş, deli […]
Read More
Gün olur, güzel havalar bile mahvedemez insanı. Mesela pazartesidir, hayatın yükü omuzlarına cebren ve hile ile çökmüştür yine. Hafta sonundan kalma hayal kırıklıkları kalbine batmaktadır, cam parçaları misali. Girilecek toplantılar, son ödeme günleri, raporlar, çözümsüzlükler vardır. Herkes kendi derdine düşmüştür etrafta. Halinden anlayacak kimse yok gibidir. “Beni bu güzel havalar mahvetti, böyle günde âşık oldum” […]
Read More| Powered by WordPress | Theme by TheBootstrapThemes